Arnavutköy Milli Eğitim Müdürü’ne zehir zemberek sözler

Eğitim Bir Sen Arnavutköy İlçe Başkanı Muammer Erdoğan, yaptığı bir basın açıklamasıyla Arnavutköy İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Dağ’a adeta ateş püskürdü. Başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere yetkilileri ivedilikle göreve davet eden Erdoğan, Mehmet Dağ’ın görevden alınmasını talep etti.

“TEHDİT, BASKI, İNTİKAM, İNKİŞAF” 

Eğitim Bir Sen Arnavutköy İlçe Başkanı Muammer Erdoğan yaptığı basın açıklamasında, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Dağ’ı antidemokratik uygulamaların yanı sıra mobbing ve tehditle Eğitim Bir Sen üyelerini, sendikaya yakın kişileri ve okul müdürlerini canından bezdirdiğini iddia etti. Erdoğan açıklamasında, daha önce görevden alınıp tekrar Arnavutköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne getirilen Mehmet Dağ’ın “İntikam” psikolojisiyle hareket ettiğini, öğretmenlerin ve okul idarecilerinin tek tek odasına çağrılıp sözlü tehdit edildiğini de dile getirdi.

“İnkişaf” adlı programlar nedeni ile öğretmenlerin derslere giremediğini, öğrencilerin derslerinden olduğu anlatılan açıklamada, “inkişaf programlarını gayesinin dışına çıkararak artık zulüm ve işkence programları haline getirmiştir.” denildi.

İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün “Dost Meclisi” adı altında yaptığı akşam sohbetlerinde kendisine yakın müdürlerine sendika üyeleri ile ilgili işlem yapmaları için baskı yaptığını da açıklamasına ekledi.

ARNAVUTKÖY EĞİTİM BİR SEN BAŞKANI MUAMMER ERDOĞAN’IN BASIN AÇIKLAMASI:

“Dağ, Fare Doğurdu
Bizler Eğitim-Bir-Sen Arnavutköy ilçe temsilciliği olarak görevi devraldığımız 2013 tarihinden bu yana genelde Eğitim-Bir-Sen’e, yerel de Arnavutköy ilçesindeki üyelerimize, haklı oldukları her hususta, hak ve adaletten şaşmayarak destek vereceğimize ve yanlarında olacağımıza söz verdik ve bu sözümüzü yerine getirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Ancak tüm iyi niyetimize rağmen, son zamanlarda ilçe milli eğitim müdürümüz tarafından uygulanan anti demokratik uygulamalar ve kasıtlı olarak karşımıza çıkartılan sıkıntılar,başta bizlerin, akabinde üyelerimizin, bunlara ilaveten eğitim-öğretim hizmetlerinde görev alan birçok paydaşımızın canına tak etmiştir.

Bildiği gibi Arnavutköy ilçe milli eğitim müdürümü Mehmet DAĞ, daha önce, Nisan 2017 yılında görevden alınmıştı. Yönetimimizdekilere ve bizlere yakın olan, hatta bize selam veren tüm eğitim çalışanlarına karşı yaşatılan anti-demoktatik uygulamaların, mobbing ve tehdit sürecinin başlangıcı tam da bu görevden alınma sürecine rastlamaktadır. Öyle ki yaşattığı bu anti demokratik uygulamaları gittiği her ortamda da kahramanca paylaşmaktan da geri durmamıştır. Sürekli olarak kendi yanlış ve hayali algıları ile kurduğu dünyasına başkalarını da inandırma gayreti içine girmiştir

Bizler, Eğitim Bir Sen Arnavutköy Temsilciliği olarak kendisinin görevden alındığı tarihe kadar, geçmiş üç yılındaki bütün yanlışlarını, yanlış yaptığı her vakitte, yüzüne karşı defalarca söyledik. Ancak hiçbir düzeltme gayreti görmedik. Bizlerin fark ettiği yanlışları üst makamlardaki büyüklerimiz de fark etmiş olacak ki, Nisan 2017 de görevden alındı. Ancak bir şekilde tekrar göreve iade edilen ilçe milli eğitim müdürümüz kendince bizlere bu durumun faturasını keserek, bizlere ve çevremizdekilere, kendince bizlere yakın gördüğü tüm eğitim çalışanlarına zulmetmeye başladı. Hakkında şu an ciddi ithamların olduğu ve aylardır soruşturması devam eden bir ilçe milli eğitim müdürünün daha öncesinde de görevden alındığını da düşünecek olursak, yapması gerekenin, şikayet edeni bulmak değil, kendini aklamak olduğunu düşünüyoruz. Son bir yıldır ve özellikle soruşturmanın başladığı tarihten bu yana zulmünü katlayarak arttıran birinin nasıl bir çırpınış içinde olduğunu yetkililerin insafına bırakıyoruz.

Hakkında soruşturma açılan ilçe müdürü Mehmet DAĞ, devlet makamlarının egoları tatmin yeri değil de, millete hizmet makamı olduğunu unutmuş olacak soruşturma açılmasının hemen ardından bahsettiğimiz zulüm miktarını ve şiddetini arttırarak yönetimimizdekilere ve çevremizdekilere düşmanca bir tutum takınmakla kalmayıp, yönetimimizdeki kişilerden anlamsız sebeplerle savunmalar istemeye başlamıştır. Hatta bu savunmalardan birinde, yönetimimizdeki bir arkadaşımız mesai saatleri içinde neden kendi okulunda olduğunu açıklamak zorunda kalmıştır. Makamının verdiği rahatlıkla yönetimimizdeki ve de bizlere yakınlığı ile bilinen kişileri tek tek odasına çağırttırıp, kendisine kumpas kurduğumuzu söyleyerek, bizleri mahkemelerde süründüreceğini, görevden alacağını, bunların yanımıza kar kalmayacağını ifade ederek tehditler savurmuş ve savurmaya da devam etmektedir. Daha da ileri giderek kendisine yapılanların FETÖ vari kumpas olduğunu ve bunun müsebbibinin bizler olduğunu söyleyerek bizleri o hain FETÖ ile bir kefeye koyacak kadar da haddini aşmıştır. Kaldı ki 15 Temmuz gecesinde ve sonrasında alanlardan inmeyen, geceler boyu nöbet tutan bizlere ve üyelerimize, bu söylenebilecek en son söz dahi olamaz. Sadece bir geceliğine görev yaptığı ilçedeki nöbete katılan ve onda da resimverme çabası içinde olan ve o tarihten sonra hiç bir vakit aramızda göremediğimiz bu şahsın inancımızı ve samimiyetimizi sorgulamaya asla hakkı olamaz. Bu söylediğinden dolayı kendisini ayrıca kınadığımızın da bilinmesini isteriz.
Tüm bunlar buz dağının görünen yüzüdür? Haklı ve yasal işleyişi engelleyecek davranışlarına, anti demokratik uygulamaları bunlarla sınıflı kalmamıştır. “Dost meclisi” adı altında gerçekleştirdiği ve sadece kendi belirlediği okul müdürlerini çağırdığı akşam meclislerinde,sohbetlerden sonra ayrıca kalmasını istediği müdürlere, bizleri işaret ederek, “daha ne bekliyorsunuz, beni şikayet edenlere karşı bir şey yapmayacak mısınız, görevden alınmamı mı bekliyorsunuz” demek suretiyle çalışma arkadaşlarımızla aramıza nifak sokma girişiminde bulunmuştur.
Bizlere karşı bir cephe oluşturma niyeti ile belirlediği müdürlere, bizleri sıkıntıya sokmak adına türlü yetkiler verilerek sendikal çalışmalarımızın da önüne geçmeye çalışmıştır. Nitekim ödül komitesine aldığı ve sık sık soruşturma görevi verdiği bir okul müdürü, bir başka okul müdürünün yanına giderek, “ödül de bizde ceza da, ona göre ayağınızı denk alın” diyecek kadar da ileri gitmiştir. Nitekim bu sözden rahatsız olan okul müdürü, kaymakamlık makamına şikayet dilekçesi vermiş, ancak şikayet dilekçesi verildiğini duyan ilçe milli eğitim müdürü derhal dilekçe veren okul müdürünü çağırarak, şikayet dilekçesini geri almasını aksi takdirde kendisine sürekli soruşturma açarak rahat vermeyeceğini söyleyerek açık bir şekilde tehdit etmesi üzerine, dilekçe veren okul müdürü,dilekçesini geri çekmek zorunda bırakılmıştır.

Üzülerek söylüyoruz ki, son dört yıl içresinde, özellikle de son bir yıllık süreçte baskı ve mobbing uygulayarak görevinden istifa ettirilen birçok okul müdürü olmuştur. Burada isimlerini vererek o kişileri incitmek istemiyoruz. Ancak yaşanılanların bilinmesi için bunların dillendirilmesi şart olmuştur.
Makamının verdiği imkanlardan yararlanarak mobbing uygulamaya devam eden ilçe milli eğitim müdürümüz, bunlarla da yetinmeyerek, gittiği her ortamda hakkında tek kelime konuşmayan bizleri hedef tahtasına koyarak, sürekli kötülemektedir. Kaldı ki soruşturması sürecinde kendi dairesinde çalışan personeli toplayarak, “hakkımda bir soruşturma yürütülüyor, sizlerin de ifadeleri alınacak, unutmayın ki hepinizin ifadesi önüme gelecek” demekle neyi hedeflediğini idrak etmek sanırım zor olmasa gerek.
Yine yakın bir zamanda müdür yardımcılarının çağırıldığı resmi bir etkinlikte, yine sendikamızı ve yönetimimizi aşağılayan, karalayan ve küçük düşüren söylemlerle, toplantıyı amacının dışında kullanmaya çalışmıştır.
Bunların yanı sıra düzenlemiş olduğu inkişaf programlarını gayesinin dışına çıkararak artık zulüm ve işkence programları haline getirmiştir. Bazı haftalar üç tane olacak şekilde gerçekleştirilen inkişaf programlarında öğretmenler ve öğrenciler dolgu malzemesi olarak kullanılmaktadır. Bugüne kadar kaç inkişaf programı düzenlenmiş, bu programa kaç öğretmen dersten alıkonarak gönderilmiş, kaç bin öğrenci, kaç yüz sınıf defalarca öğretmensiz kalmıştır. Hiç bir resmi niteliği olmayan bu sohbet programlarında neden imza sirküleri alındığı, katılmayanlardan hangi yasal dayanak ile yazılı açıklama istendiğini yetkili makamların takdirine bırakıyorum. Ayrıca resmi bir yanı olmayan bu sohbet programlarına denk gelen ders saat ücretlerinin hangi yasal dayanağa göre ödendiğinin de araştırılması gerekmektedir. Devletin malı denizdir anlayışının terk edilerek, yetimin, öksüzün de hakkının olduğu kamu kaynaklarının devletimizin asli görevleri için kullanılması gerektiğini herkesin idrak etmesi gerekmektedir.
İlçe Milli eğitim Müdürünün gittiği her ortamda başarımız olarak lanse ettiği “Biz İstanbul Eğitimde İyi Örnekler Başvuru sayısında birinciyiz diye övündüğü proje sonuçlarına dair istatistikleri bir de biz paylaşalım sizinle. 2016 yılında ödülen layık görülen 8 proje, 2017 yılında 5 proje, 2018 yılında 2 proje.

LGS sınav sonuçlarında da durum farklı değildir. İlçeler arası sıralamamızı paylaşmak istemiyorum, zaten yetkili makamlar doğru bilgiye sahiplerdir. İnkişaf programlarının tek gayemiz olduğu ilçemizde programlara koşmaktan akademik başarımızın senelerdir hep aynı yerde saydığının bilinmesini isteriz.

Yansıtılan ile gerçekte olan arasında dağlar kadar fark olduğu aşikardır. Eskilerin deyişiyle, ilçemizin son dört yıllık eğitim karnesini değerlendirecek olursak, “Dağ, fare doğurdu” diyebiliriz.
Genel Başkanımız Ali Yalçın’ın da dediği gibi “Yanlışı göstermek, doğruyu görenlerin hakkıdır.” Biz doğruları işaret ediyor ve buradan Milli Eğitim Bakanlığımızın yetkililerini, İstanbul Valiliğini, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünü göreve davet ediyoruz. Arnavutköy İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Dağ hakkında gereğinin ivedilikle yapılmasını tüm paydaşlar olarak bekliyoruz.
Muammer Erdoğan
Eğitim Bir Sen İlçe Başkanı”

Arnavutkoyden.com/Engin Akpınar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın!
Lütfen adınızı yazın